SİTE İÇİ ARAMA
en çok merak edilen sorular ve cevapları



Web Uygulama: Sadi Atılgan

Web sitemizi yenileme çalışmaları nedeniyle bu köşede güncelleme yapamamaktayız, lütfen soru göndermeyiniz. Bilgilerinize sunarız.

Yanıtını Merak Ettiğiniz Soruları Bize İletmek İçin Tıklayınız...
Anahtar Sözcüğe Göre Arama Yapmak İçin Tıklayınız...
Son Eklenen 10 Soruyu Görmek İçin Tıklayınız...
Tüm Soruları Görmek İçin Tıklayınız...


Geri Dön...

Van der Waals bağları? Ben lise 3 öğrecisiyim, dönem ödevi olarak aldım bu konuyu yardımcı olursanız sevinirim. (Mert Altınkaynak)

Öncelikle van der Waals bağlarına ismini veren bilim adamından kısaca söz edelim. Adından da tahmin edebileceğiniz üzere, Hollanda’lı olan Johannes van der Waals (23 Kasım 1837, Leyden – 8 Mart 1923, Amsterdam), moleküller arası kuvvetlerden ve bunların öneminden ilk söz eden kişidir. Kendi kendini yetiştirmiş bir bilim adamıdır. Matematik ve Fizik öğretmenidir. 1876’da Amsterdam üniversitesinde fizik profesörü olmuştur. 1910 yılında hidrojen ve helyum gazlarının sıvılaştırılması konusundaki çalışmalarıyla Nobel ödülü kazanmıştır. Van der Waals ile ilgili bu kadar biyografik bilgi, senin dönem ödevin için yeterli olmayacaktır ama her şeyi burada yazarsam senin araştırmacı özelliğini köreltmiş olurum. İnternet üzerinden ya da bir kütüphaneden onun hayatı ile ilgili tüm bilgilere ulaşmanı tavsiye ederim.

Van der Waals, moleküller arası kuvvetlerden yola çıkarak oluşturduğu eşitliklerle, gerçek gaz yasasının ideal gaz yasasından saptığı noktaları bulmuştur. Daha doğrusu, ideal gaz yasasından, kendine özgü bir ifade (formül) ile gerçek gaz yasasının formülünü belirlemiştir. Ama bizim asıl konumuz bu olmadığı için burada bırakalım.

Van der Waals bağlarını bulan kişi kendisi değildir. Bu, onun çalışmalarını, katkılarını ve adını onurlandırmak için konmuş bir isimdir. Van der Waals kuvvetleri denilen moleküller arası çekim kuvvetleri üç tanedir. Dipol – dipol kuvvetler, London kuvveti ve Hidrojen bağları.
1) Dipol – Dipol Kuvvetler:
Polar moleküller birbirlerini dipol - dipol kuvveti ile çekerler. Polar kelimesi, elektronegatiflikleri farklı olan ya da daha basit bir ifade ile (+) ve (-) kutuplaşması gözlenen moleküller için kullanılır. Moleküller arasındaki mutlak elektronegatiflik farkları, o moleküller arasındaki bağın, polar, apolar (polar olmayan) ya da iyonik bağ olup olmadığının bilgisini verir. Örneğin H―H bağında elektronegatiflik farkı 0,0 olur ve apolardır. H―Cl bağında ise (Cl daha elektronegatiftir) 0,9 luk bir fark vardır ve polardır. Elektronegatiflik farkı çok yüksek olduğu durumlarda ise (Na―Cl de olduğu gibi 2,1) iyonik bağdan söz ederiz. Sonuçta H―Cl polar bir moleküldür. Bağ elektronlarının çoğu daha elektronegatif olan Cl atomu üzerinde birikir ve Cl çevresinde daha çok zaman harcarlar. Bu yüzden (HCl nötr olduğu halde) H atomu kısmen pozitif, Cl atomu da kısmen negatif gibi gözükür. İşte bu kutuplaşma polar kelimesi ile ifade edilir. Apolar moleküllerde ise (H―H de olduğu gibi bağ elektronları eşit dağılır ve bir kutuplaşma olmaz. İşte dipol – dipol kuvveti, polar molekülün kısmen pozitif olan ucu ile diğer molekülün kısmen negatif olan ucu arasında oluşan bir çekim kuvvetidir.

2) London Kuvveti:
Apolar moleküllerde dipol – dipol kuvvetlerinden söz edemeyiz. Ancak London kuvveti (1930’da Fritz London isimli bilim adamı tarafından bulunmuştur) apolar olan moleküllerdeki atomların kısa bir süre için hatta anlık olarak polarize olması ile oluşur. Atom çekirdeği etrafında dönen elektronlar bir anlık ta olsa, çekirdeğin belirli bir bölümünde daha fazla bulunur. Böylece atom kendi içinde kısmen polarize olur. Bu atoma komşu olan atomun ise, bu durumdan dolayı kendi elektronlarının dağılımı değişir ve o da polarize olur. Bu durum zincirleme halinde bütün molekülü etkiler. Böylece atomlar arsındaki etkileşmeden doğan bir çekim kuvveti meydana gelir. İşte moleküller arasında, atomların elektronlarının anlık pozisyon değişimlerine bağlı olarak oluşan çekime London kuvveti diyoruz. London kuvveti, moleküler ağırlığı fazla olan moleküllerde daha fazla hissedilir. Çünkü bu moleküller daha fazla elektrona sahiptir. Fazla elektron da, olası pozisyon değişiklikleri ihtimalini artırır.

3) Hidrojen Bağı:
Yapılarında ―OH grubu içeren moleküllerde hidrojen bağı denilen, zayıf - orta kuvvette bir bağ bulunur. Elektronegatifliği yüksek bir atoma kovalent bağlı bir hidrojen atomu ile, elektronegatifliği az olan bir atomun yalnız (bağ yapmamış) elektronları arasındaki bağa Hidrojen Bağı denir. ―X―H----Y―

Bu şekilde tanıma göre, X yüksek elektronegatif bir atom, Y elektronegatifliği daha düşük bir atom, kesik çizgiler ise hidrojen bağıdır. Su molekülleri arasında Hidrojen bağı vardır. Bir su molekülünde, oksijene bağlı 2 hidrojen atomu ve oksijenin 2 çift yalnız (bağ yapmamış) elektronu vardır. Sudaki O―H bağında, O yüksek elektronegatif olduğu için, elektronlar O atomu çevresinde daha çok zaman harcarlar. Başka bir deyişle polarizasyon olur. Hidrojen ise kısmen (+) yüklüymüş gibi olur. H2O, H2S, H2Se ve H2Te molekülleri arasında sadece london kuvveti bulunsaydı, kaynama noktalarının sıralaması tamamen molekül ağırlıkları ile doğru orantılı olurdu. Ancak bunlar arasında H2O, moleküler ağırlığı en az olmasına rağmen kaynama noktası en yüksek olandır. Bunun sebebi de H2O'da hidrojen bağının olması ve diğer moleküllerde olmamasıdır.
Bu bilgiler, hazırlayacağın ödev için faydalı olacaktır. Ancak sana yine de başka kaynaklardan da bilgi edinmeni öneririm.

Metin Çakır


Geri Dön...
Yazıcı Dostu Sayfa

Copyright 2007 Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu. Her hakkı saklıdır.