bence hipnoz ile ilgili ciddi bir bilgi kirliliği var.Bilen bilmeyen herkes konuşuyor,yazıyor çiziyor.Ülkemizde henüz resmi psikoterapi enstitüsü bile yok. hipnozu uyguluyorum diyenler ya da idda edenler kendi çabalarıyla dışarıdan öğrenilmiş şeyleri uyguluyorlar.İnci Hanım'ın arşivinde "Hipnoz esnasında yaşanılan problemler" ile ilgili bilimsel bir makale varsa,yayınlarsa kendi adıma sevinirim.Selamlar.. (Hasan ALTUNÖZ tarafından, 03-11-2008 tarihinde gönderildi.) |
Benim merak ettiğim konu, hipnoza sokulan bir kişinin doğru yöntemlerle uyandırılmazsa korkacağı, dengesinin bozulacağı ya da düzeltilemez psikolojik olumsuzluklara sürükleneceği söylentilerinin doğru olup olmadığı.
İncelediğim kaynaklara bakılırsa (bilim teknik dergisinde de yer alan bir yazı vardı hipnoz konusunda)hipnozun sanıldığı kadar derin ve bilincin tümüyle kaybolduğu bir olay olmadığı belirtiliyor. Bu durumda bu tür olumsuzlukların olmaması, örneğin hipnoz yapan kişi odadan çıktığı bir anda devrilen bir saksı nedeniyle uyanan deneğin uyanmasının bir sakınca oluşturmayacağı izlenimi alıyorum.
Acaba yanılıyor muyum? (ayhan okutan tarafından, 27-10-2008 tarihinde gönderildi.) |
Bence psikoloji logosu olarak ceviz kullanılabilir.Hem şekil itibariyle beyine benzemesi hemde beyin için özellikle içerdiği fosfor ve kalsiyumun yararı ve vücud için saymakla bitmez diğer yararları ile başlı başına bir mucize.Ya da nar olabilir.Dıştan bakınca bir bütün ancak içinde barındırdığı onlarca tane var.Tıpkı beyinin içindeki daha neleri yönettiği keşfedilememiş onlarca algı ve duyu alanı gibi.... (Nazar ADANIR tarafından, 23-10-2008 tarihinde gönderildi.) |
Bir onceki mesajimda Ezgi Hanim icin Esra Hanim ismini kullanmisim. Oncelikle bunun icin ozur diliyor, duzeltiyorum. Ezgi Hanim kendimizi sartlandirirsak korkularimizi yenip yenemeyecegimizi sormus. Bu sorunun yaniti olmak uzere Bilim ve Teknik Dergisi’nin Ekim 2005 sayisinda yayimlanan “Korkmamayi Ogrenmek” isimli yazimi en kisa zamanda sitemize yukleyecegiz. Bu yazinin aklinizdaki bircok soru isaretinin yaniti olacagini umuyorum. (Inci Ayhan tarafından, 22-10-2008 tarihinde gönderildi.) |
Oncelikle fikirlerini bizlerle paylasan her okuyucumuza ayri ayri tesekkur ediyoruz. Ancak Esra Hanim ve Hasan Bey’in tartismaya actiklari korkularla ilgili kucuk bir duzeltme yapmak faydali olabilir. Hasan Bey’in de bahsettigi yontemlerle fobileri yenebilmek mumkun. Ancak eger ki korkularimiz “fobi” adi altinda tanimlayacagimiz derecede gunluk hayatimizin akisini bozacak duzeye gelmisse, profesyonel yardim gerektirebilir. Bu korkumuzun neye karsi olduguyla da iliskilidir elbette. Yilan fobisi olan bir kisi, hele ki buyuk sehirde yasiyorsa bu korku gunluk hayatini pek de etkilemeyecektir. Dolayisiyla tedavi goz ardi edilebilir. Ancak gece nobeti tutan birinin karanlik fobisi varsa ve her gece gorevini buyuk bir kaygi icinde yapiyorsa profesyonel yardim yasam kalitesini fark edilir derecede arttiracaktir. (Inci Ayhan tarafından, 22-10-2008 tarihinde gönderildi.) |
ezgi karakocanın sorusuna cevap olarak,ilk önce korkumuzun türüne bakmak lazım.Fobik mi yoksa OKB ye mi giriyor diye. Fobik ise herhangi bir yardım hizmeti almadan korkularımızı yenebilme şansımız var.Çünkü fobik durumların avantajı kişi korkusunun yersiz olduğunun yani saçma olduğunun farkındadır.Bu farkındalık problemin çözümünü kolaylaştırıyor,iyileşme sürecini de hızlandırıyor. Sistamatik Duyarsızlaştırma,Taşırma gibi yöntem ve teknikler kullanılarak korkular yenilebilinir. Ama OKB ye giren bir korkuysa uzman danışmandan ya da psikologdan yardım almak gerekir. selamlar.. (Hasan ALTUNÖZ tarafından, 22-10-2008 tarihinde gönderildi.) |
psikoloji logolarını psikoloji alanıyla ilgilenen herkes görünce tanır ya da psikolojiyle ilgili bir logo olduğunu anlar.Asıl problem bu alan dışında olan yani halk, vatandaş bu logolarla karşılaşınca sıkıntı yaşıyorlar çünkü tanımıyorlar.Bence özellikle bir logo oluşturulması çabasına girilmemesi gerekir. Fotograf veya resimde kullanılabilir.Bunun için en uygun fotograf da Freud'un fotografıdır.Çünkü psikoloji denilince herkesin aklına Freud geliyor.Photoshop la düzenlenmiş güzel bir Freud fotografı bütün problemi çözeceğini psikolojiyle ilgilenenlerin de işini kolaylaştıracağını düşünüyorum selamlar..
Atatürk Üniv.PDR Bölümü Öğrencisi (Hasan ALTUNÖZ tarafından, 22-10-2008 tarihinde gönderildi.) |
reankarnasyon olarak adlandırılan (inanış) olgunun ölümle birlikte gerçekleşen beyin atomlarının göçü ile gerçekleştiği doğru mudur? veya bu konu ile ilgili bir yorumunuz var mıdır? (perihan turhan tarafından, 21-10-2008 tarihinde gönderildi.) |
Kendimizi şartlandırırsak korkularımızı yenebilirmiyiz? Şimdiden teşekkürler. (ezgi karakoca tarafından, 30-08-2008 tarihinde gönderildi.) |
psikoloji bilimi denilince her zaman akla gelen şey ruh-beden-zihin üzerine oluşan tartişmalar ve bu tartışmalar sonucunda ortaya öıkıveren yeni bir takım olgu ve olaylar..Filozoflar tarih boyunca insanın düşünüşünün temelini araştırmaya gitmiş insanın ne gibi inançları düşünce yapıları var bunu öğrenmeye çalışmışlardır.Şimdi aslında insanların da doğrusu bilim adamlarının üzerinde çalıştığı ve bir sonuca ulaştırmak için gayret ettikleri sorunlar geçmiştede vardı belki o zaman bile bu sorukara cevaplar verilebilecekti ama zamanın karanlık ortaçağcı düşünce yapısı bunlara engel oluyordu.İnsanların doğru bildiklerini söylemelerine engel olan bu tutum şimdiki özgür olma düşüncesinin de temelini oluşturuyor.Konumuza gelecek olursak beyin sadece bir et parçası değil günlük yaşam içerisinde olan olayların bir anlamda depolandığı saklandığı ve işe yarama zamanı geldiği zaman ulaşılabildiği bir alan.Bu konular üzerinden hareket edecek olursak ruh denilen yapıyı da kendimiz yaşadıklarımız daha doğrusu içinde olduğumuz olaylar sonuçlandırır.Nasıl ki insan birine aşık olduğunu hissediyorsa önce o kişiye karşı bir görsel tepki oluşması lazım eger bu oluşmaz ise duygu tamamen basit bir şekile indirgenmiş olur.Tüm bunların ışığında şunu söyleyebiliriz insan yaşadıları ile kendini yönetir ve bu önetme işlemi ise beyin tarafndan yürütülür. beyinsel faaliyetler düşünüşe düşünüşte bir inanca yönelir bu sayede ruh kavramı karşımıza gelir.Dolayısıyla yaşantılardan başlayan ve ruha kadar bağlanan bir zincirleme oluşur..
mustafa YILMAZ Çukurova Üniversitesi Felsefe Grubu Öğretmenliği (mustafa YILMAZ tarafından, 29-08-2008 tarihinde gönderildi.) |