Değerli hocamız Cahit Arf'la ilk tanışmam ODTÜ Matematik Bölümü'ndeki lisans öğrenimimin üçüncü yılında aldığım bir seçmeli mekanik dersinde olmuştu. Cahit Hoca esas olarak bir cebirciydi. Yapmış olduğu kalıcı katkılar oldukça soyut bir matematik dalı olan cebir ve sayılar teorisi ile ilgiliydi. Ben ve bu dersi alan diğer birkaç arkadaşım daha çok pür matematik derslerine ilgi duyuyorduk. Ancak Cahit Bey böyle bir ders açmak istemiş bazı hocalarımız da ısrarla bu dersi almamızı tavsiye etmişlerdi. Cahit Bey o sıralar bölümdeki en iyi öğrencilerin bile zor, teorik ispatları yapıp somut hesapları küçümsediğinden ve bu nedenle de bu yönlerinin zayıf kaldığından yakınıyordu. Sanıyorum bu dersi açış nedenlerinden birisi de buydu. Gerçekten de bu ders bize matematiğin bütünlüğünü, somut hesap yapmanın da çok önemli ve hatta gerektiğinde çok ciddi yaratıcılık isteyen bir iş olduğunu, soyut kavramlarla hayattaki somut problemler arasındaki ilişkiyi kurmanın önemini gösterdi. Biz teorik kısımlardaki zor analizleri, geometrik ispatları en iyi şekilde yapıyor, ama problem, özellikle kitap bilgilerini pek kolay uygulayamayacağımız birtakım diferansiyel denklem sistemlerine indirgendiğinde duraklıyorduk. İşte o zaman Cahit Arf her problemde ayrı bir yaratıcılık göstererek, ilginç yöntemlerle mutlaka bir çözüm buluyor ve o çözümlerin fiziksel yorumlarını yapıyordu. Bazan aklımızı çok karıştırdığını düşünür, çözümü çok derli toplu yapamadığı için sanki bizi daha çok utandırmak istermişçesine, bir çeşit özür diler, arkasından beni epey etkilemiş olan şöyle sözler söylerdi: "Ama kendimi şöyle savunabilirim: Kötü bir öğretmen aslında iyi bir öğretmendir. Çünkü, o zaman siz gider kendiniz öğrenmeye çalışırsınız. En iyi öğrenme yolu da budur; bir şeyi önceden keşfetmeye çalışmak... Ben öğrenciliğimde kitaptaki teoremlerin ispatlarını hiç okumaz, teoremin ifadesini yazdıktan sonra kitabı kapatıp onu problem gibi çözmeye çalışırdım. Bir anlamda onu yeniden keşfetmeyi denerdim. Bunda başarılı olamasam bile daha bilinçli öğrenmiş olurdum." Cahit Bey'den ders aldığımız yıllar, bu gibi araya serpiştirilmiş önemli öğütlerle sürdü. Bizlerle ve bizim büyümemizle bir babanın çocuklarıyla ilgilendiği gibi ilgilenirdi. Bazan ayaküstü, hiç olmayacak bir yerde, bazan bölümün kapısında, bazan merdivenin başında bizleri yakalar bizlerle ilgilendiğini, gelişmemizi gözlediğini hissettiren bir iki söz söyler, bizleri motive eder, bazan da yine böyle ayaküstü bir durumda derin, düşündürücü bir fikir ortaya atar, bizi düşünür halde bırakıp kaybolurdu. Cahit Arf'tan, daha sonra almış olduğum cebirsel sayılar teorisi dersinde ise konuları ele alışındaki olağan dışı, olayın daima özünü yakalamaya çalışan, biraz da felsefi yaklaşım tarzını daha yakından gözlemek olanağını elde ettim. Cahit Hoca'nın seminerleri izlerken konuşmacıya soru sorma tarzı da bu tür bir yaklaşımla yakından ilgiliydi. Kolay bir şey değildi Cahit Hoca'nın önünde seminer vermek. Konuşmacıya hep "Bunu neden yapıyorsun diye soraradı. Tesadüfler üzerine kurulmuş veya sınama yanılmaya dayanan, sistemli bir düşünceyle elde edilmemiş sonuçları pek sevmezdi. Sırf bir araştırma olsun diye veya salt genelleme yapmış olmak için kullanılan yüzeysel yaklaşımlar derhal tepkisini çekerdi. Bu arada hantal bir mekanizma veya suni bir teknolojiyle elde edilen sonuçlara da epey içerlerdi. Bu tür kuram ve yöntemler için kullandığı bir de deyim vardı, "Bunlar Galaktika" derdi. Ona göre, bunlarla elde edilen sonuçlar çok daha doğal ve temel matematiksel kavramlarla işin özüne inilerek elde edilmeliydi. Her değerli kuramın veya ispatın arkasında aslında doğal, iyi düşünülmüş, sistemli geliştirilmiş bir fikir olması gerektiği şeklindeki temel felsefeyi ilk olarak Cahit Hoca'dan öğrendiğimi sanıyorum. Yukarıda sözünü ettiğim öğrencilik yıllarında Cahit Arf'ın yurtdışında da ünlü olduğunu duymuştum. Ama, bunun ne kadar doğru olduğunu doktora için yurtdışına gittiğimde ve daha sonraki yıllarda yaptığım yurtdışı temaslarda daha iyi anlayacaktım. Cahit Arf'ın en önemli buluşlarından birisi, Arf Değişmezi, aslında cebir sahasında yapılmış bir buluş olmakla beraber en önemli uygulama alanlarından birisini topoloji adlı matematik dalında bulmuş, cebirsel ve diferansiyel topoloji de birtakım klasik ve çözülmemiş problemlerin çözülmesinde en önemli araçlardan birisi olmuştu. Örneğin, ünlü Poincare tahminin diferansiyellenebilir versiyonunun beşten yukarı boyutlarda genel olarak doğru olmadığının ispatı John Milnor'un meşhur egzotik kürelerinin varlığı gösterilerek yapılmıştı. Bunu gösterirken en önemli araçlardan birisi Arf Değişmezi'ydi. Bu nedenle Arf Değişmezi topolojiciler arasında çok iyi biliniyordu. Türk olduğumu söylediğim zaman bana mutlaka Cahit Arf hakkında sorular soruyorlardı. Bu da beni epeyce gururlandıryordu. Arf Değişmezi Cahit Arf'tan daha meşhur olmuştu. Cahit Bey'in kendisi dahi, içinde topolojicilerin de bulunduğu bir toplulukta kendisini "Cahit Arf" diye tanıttığı zaman, heyecanlanarak "yani siz Arf İnvaryant Arf mısınız?" diye sorabiliyorlardı. Örneğin, böyle bir olayı Yale Üniversitesi öğretim üyelerinden Ronnie Lee'den dinlemiştim. Princeton'da iken Cahit Arf'a bu soruyu sormuş o da arkasından topolojiyle ilgili sorular geleceğini sezip, o muzip haliyle zekice gülerek, "Evet, ama ben Arf İnvaryant'ını hiç bilmem" diye cevap vermişti. Cahit Hoca tüm bu gibi etkileriyle ODTÜ Matematik Bölümü'nde bir sürü genç matematikçinin yetişmesinde, bölümün önemli bilim çevrelerinde ismini duyuracak duruma gelmesinde büyük rol oynadı. Bunun yanında ondan ve o dönemdeki diğer bazı hocalarımızdan gerçek demokrat yaklaşımların nasıl olması gerektiğini, ünvanlara, dış statü sembollerine değil fikirlere önem vermeyi öğrendik , ünvanların, kendi kendine verilmiş payelerin değil fikirlerin çarpıştığı bir ortamda yetiştik. Özgür bir üniversite ortamında bilim yapabilmek için bir bilim adamının olanlara duyarsız ve tepkisiz kalmaması gerektiğinin farkına vardık. Genç nesillere ulaşmakta, onlara matematiği, bilim adamlığını bir nebze olsun sevdirmekte Cahit Hoca'nın simge haline gelen bilim adamı ve matematikçi kişiliği büyük rol oynadı. Değerli Hocam Cahit Arf'ı bu duygularla hatırlayacağım. |