1997 yılı sona ererken Türk matematik dünyasının büyük ismi, değerli hocam Cahit Arf'ı ölümsüzlüğe uğurladık (26/12/1997). Çocukluk yıllarında tutku ile bağlandığı matematiği, çizgisinden hiç sapmadan, ömrünün sonuna kadar sürdürdü ve matematik dünyasına sadece Arf adı ile anılan keşiflerini değil, örnek bir yaşam biçimini de miras bırakıp gitti Cahit Bey. Hocam Cahit Arf'ı 1967 yılında ODTÜ'de, üniversite son sınıftayken tanıdım Bize iki dönem soyut cebir anlattı. "Monoid"lerle başlayıp "Galois Teorisi" ile bitirdiği bu derste Cahit Bey ders kitabı olarak Van der Waerden'in cebir kitabını tavsiye etmişti. Bazan derse gelirken kitabı beraberinde getirdiği olurdu, fakat ders süresince -bir kez olsun- kitabı açıp baktığını görmedim. Bizim kitaptan sorumuz olursa, o zaman kitabı kullanırdı. Gerekiyorsa önceki derslerde yapılanları özetleyerek konuya girer, anlattıklarını sanki yeniden keşfediyormuşçasına gözleri çakmak çakmak parlayarak heyecan ve hazla sunardı. O dersleri birlikte dinlediğimiz arkadaşların pek çoğu şimdi üniversitelerimizde öğretim üyesi; kuşkusuz onların hocalıklarında Cahit Bey'den gördüklerinin derin izleri vardır. Mezun olmama yakın, bir gün bana, mezun olunca ne yapacağımı sordu. Devlete mecburi hizmetim bulunduğunu, mümkün olursa Maarif Koleji'ne (şimdi Anadolu Lisesi) matematik öğretmeni olmak istediğimi söyledim. Güldü. Kendisinin de vaktiyle Kastamonu Lisesi ile benzer düşleri olduğunu daha sonra öğrenecektim. "Üniversitede kalıp araştırma yapmak istemez misin; Yalnız haylazlık yok, çok çalışacaksın!" dedi. "Mecburi hizmet..." diyecek oldum; "Sen kararını ver, gerisin ben hallederim" dedi. Öyle de oldu. 15 yıla yakın bir süre birlikte çalıştık. yüksek lisans ve doktora çalışmalarımı yönetti. Çalışmalarım boyunca kenisinden sürekli destek ve teşvik gördüm. Cahit Arf'ın varlığı ODTÜ Matematik Bölümü'ne başka matematikçileri de çekmiş, K. Menger, D. Mikusinski, J. Langlands, M. İkeda, H. Körezlioğlu, T. Terzioğlu gibi matematikçileri orada dinleme şansına sahip olmuştuk. Düzenli bölüm seminerleri, grup çalışmaları ile tam bir araştırma ortamı olmuştu. Çalışmalarımıza hafta sonlarında, üniversite veya Cahit Bey'in Emek Mahallesi'ndeki evinde devam ediyorduk. Yüksek lisans çalışmamda M. Resnlicht'in genelleştirilmiş Riemann Roch teoreminin "adele" dilinde ispatını yaptık. 1970 yazında, kişisel bağlantılarını kullanarak maddi imkan yarattı ve C. Koç ile birlikte Piza'daki (İtalya) Ecole Normale Superiorede düzenlenen yaz okuluna katılmamızı sağladı. Orada M. Rosenlicht ile tanıştım, tezim üzerinde konuştuk. Doktora çalışmamda, cebirsel eğrilerin Weierstrass Noktaları ile ilgili iyi sonuçlar elde ettik. Cahit Bey'in tavsiyesi üzerine bu sonuçları "Crelle" e göndererek yayınladık... Bu süre içinde Cahit Bey'in "Galois grubu komütatif olmayan sınıf cisimlerinin inşaası" ve "Zeta fonksiyonu" üzerine yoğun çalışmaları olduğunu biliyorum. Bir gün "... şu zeta fonksiyonunun gizemini anlayabilsem o an ölmeğe razıyım" dediğini anımsıyorum. Doktora sonrası araştırma yapmak üzere Almanya'ya gidince (1976) Arf'ın yurtdışında, yuriçindekinden daha çok üne sahip olduğunu gördüm. Arf'ın öğrencisi olduğum için "özel" ilgi gördüğümü hissediyordum. Almanya'da Arf'ın hocası (hocamın hocası) H. Hasse'yi tanıdım. Beni başkalarına "Türkiye'den matematiksel torunum" diye tanıtıyordu. Cahit Arf'ın öğrencisi olmak, onunla uzun süre birlikte çalışmak büyük mutluluktu. Üzerimizdeki emeğini ve hakkını ödemek için daha çok çalışmamazı gerekiyor. Arf'ın yaşam öyküsü ve ürettikleri ortadayken çalışmaktan kaçmak için mazeret bulamayız. Önümüzdeki yıllar "Welerstrass Noktaları" ile "Arf Halkaları"nın ilişkisini deşifre etmeye yeter mi bilmiyorum. Ancak Arf'ın "matematiksel torunları"nın Arf ile anılan kavramları daha iyi anlayıp özümseyerek geliştireceklerine, onlara yenilerini katacaklarına ve ürettiklerini Arf anısına düzenlenecek sempozyumlarda matematik dünyasına sunacaklarına inanmak istiyorum. Hocama Tanrı'dan rahmet diliyorum. |